Sunday, November 27, 2016

Dünyanın tasarımı...




Tasarımım dünyanın tasarımı. Dünya tasarımının içeriği, bilincimin içeriği: Birbirini destekleyen iki kaynak. Dolayısıyla bilincimde oluşacak köklü değişim dünyayı etkiler. Bilincimin dünya bilinci olduğu benim icadım değil. Bu ekmek, su gibi bir gerçek. Tasarım bilincimi oluşturan; hocalarım, dünyanın eski veya yeni tasarımcıları, basit veya karmaşık teknolojilerle üretilmiş sayısız ürün.
Bilincimin dünya bilinci olduğunu eksiksiz kavradığımda bu değişim demek değil midir? Değişim neyi ifade eder? 

İçerik on binlerce yılda oluşmuş. İnsanlığın geçmişi önyargı, haksızlık, acı, savaşlarla dolu. Tasarım diğer disiplinlerle birlikte içeriğe olumlu olumsuz katkı sağlayarak düzensizlik üremesine neden olmuş. Düzensizin düzene dönüşmesini sağlayacak herhangi bir eylem düzensizliği besleyen neden aslında. Bilincin düzensizliği düzene dönüştürmesi için içerikle oynaması yararsız. İnsanlık tarihi boyunca içerikle oynayarak değişim gerçekleştirmeye çalışmış ama başarılı olamamış. İçeriği düzenlemek adına değişim isteyen bilinç zaten bulunduğu konumdan hoşnut değil. Tarihi boyunca hoşnut olamamış bilincin değişim için formül bulması mümkün mü? Asıl önemli olan; içeriğin her hareketinin sorun ürettiğini fark ettiğinde bilince ne olduğu? Bilinç düzensizliğinin içeriğin hareketinden kaynaklandığını eksiksiz gördüğünde, anladığında değişim başlamış olmaz mı?

27 Kas 16, ab

Labels: , , , ,

Friday, November 25, 2016

İlişkimiz...



İlişkimiz ne üzerine kurulu?
Sevgi üzerine mi?

Kuşkusuz ilişkilere genelde sevgisizlik hâkim. Sevgi ilişkimizin temeli olsaydı, birlikte barış içinde mutlu yaşardık. Kıskançlık, nefret, savaş yeryüzünün her noktasına yayılmış olmazdı. Hepimizin beklentisi saygı, sevgi ama ne yazık ki binlerce, on binlerce yıldır ilişkimiz çatışma üzerine. Her nedense toplumsal kurallar, milletler arası hukuk, organize inanç bir türlü sevgiyi temel gereksinim olarak görmek istememiş. Eğer ilişkimize sevgi hâkim olsaydı yaşamımızda kıskançlık, mutsuzluk, çatışma yer almazdı. Birbirine hâkim olmaya çalışan kıskanç koca, zalim hoca, acımasız patron, demokrat görünümlü zorba siyasi partiler aramızda yaşayamazdı.

ab, 10 Nis. 10

Labels: , , , ,

Monday, November 07, 2016

ZERZAN...



Zerzan’a göre; toprağı üzerindeki mahsulle birlikte sahiplenen ilk insan, yaşamını garanti altına alma arzusu duyan ve aynı zamanda kaybetme korkusu nedeniyle kaygılanan insandır. Ama sahiplenme, güvenlik arayışı, kaygı ve korkunun aynı kaynaktan beslendiğini önemsemez. Mal ve diğer canlılar üzerinde otorite haline gelen insan bilinci sonrasında kendi türü üzerine de ölümcül baskı kurma alışkanlığı kazanmış olabilir. Evcilleştirdiği hayvan etiyle beslenen bilincin acımasızlığı ve savaşlar arasındaki ilişkiden de söz eder Zerzan. İlişki özünde zaman kavramının olabileceğini hisseder. Ancak her nedense zamanın düşünce olduğuna bakmaz. Araştırması öncesinde zamanı sorgulayan olmadığından yakınır. Oysa Bohm, ‘Zamanın Sonu’nun düşüncenin sonu olabileceğini yıllar öncesinden tartışan teorik fizikçidir.

ab, 8 Kas 16

Labels: , , , , ,